Vahdet haftası, Müslümanların gönül birliğinin aynası
Cuma , 10/30/2020 - 13:31
İslam peygamberi Hz. Muhammed (sav) tarihin çeşitli dilimlerinde Müslümanların en büyük irtibat halkası ve vahdet etkenleri olmuştur. Müslümanların o hazretin mübarek zatına yönelik inancı büyük bir aşk ve sevgi duygusu ile beraber olduğundan, rahmet peygamberinin (sav) müslümanların duygu ve inançlarının ekseni olduğu söylenebilir.
Gerçekte bu cazibe odağı, Müslümanların ve çeşitli İslamî mezheplere mensup olan insanların gönüllerinin bir birine yakın olmasının en önemli sebeplerinden biridir.Buna göre Allah resulünün (sav) kutlu veladeti ile ilgili iki farklı rivayet olan 12 ve 17 Rebiül evvel tarihleri arasında kalan günler vahdet haftası olarak adlandırılmıştır.Müslümanlar Allah resulünün (sav) mübarek varlığı sayesinde bir biri ile bütünleşmeyi ve İslam dünyasının güçlü bir birliktelikle onur ve izzete kavuşmasını arzu ediyor.Yüce Allah'ın müslümanlara sürekli tavsiye ettiği konulardan biri vahdetin korunmasıdır.Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'in Al-i İmran suresinin 103.ayetinde şöyle buyurmakta: Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişilerdiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı.İşte Allah size ayetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.Kuşkusuz müslümanların vahdeti en temel ve eksen ilkelerden biridir ve zarureti İslam tarihi boyunca tüm asırlarda Müslüman alimler ve düşünürlerce vurgulanmıştır.Gerçekte nebevi sünnet ve siyerin ve yine ehlibeyt fertlerinin sünnet ve siyerin önemli konularından biri İslamî vahdettir.Bu mesele aynı zamanda İslam'ın büyük alimlerinin de temel kaygılarından biri olmuştur.Dünya Müslümanları ister şii ister sünni, tevhide, maada, peygamberin risaletini, gayb alemine ve Kur'an-ı Kerim'e inanır.Müslümanların hepsi bir tek kıbleye yönelerek namaz kılar, yılın aynı ayında oruç tutar ve yine belli günlerde Hac ibadetini yerine getirir ve aynı şekilde zekat öder.Müslümanların usulde bunca ortaklıkları varken, İslam düşmanları ve bazı cahil kesimlerin saflığı, müslümanların arasında bir takım anlaşmazlıklara ve tefrikalara yol açmıştır.İşte vahdet haftası, müslümanların geçmişleri ve gelecekleri hakkında bir kez daha düşünmeleri ve vahdetlerini koruyarak İslam düşmanlarının umutlarını hüsrana uğratmaları için en iyi fırsattır. Bu yıl vahdet haftasına bir yandan İslam ümmetinin ecnebi düşmanları ve diğer yandan da iç arenada tekfirci selefi ve cahil unsurların Müslümanların arasında şiddet ve radikalizmi körüklediği bir sırada girdik. Bu zümre nerede fırsat bulursa Müslümanların arasında kin ve nefret kültürünü ve tefrika tohumlarını saçıyor ve çeşitli mezhepleri ve tarikatları bir birine düşman göstermeye çalışıyor. Kuşkusuz ortamda kin ve düşmanlık ve fitneler hakim olursa, müslüman toplumların ilerlemesi de bir o kadar yavaşlar. Bu yüzden hiç bir virüs, fitne, husumet, şiddet ve düşmanlık gütme virüslerinden daha tehlikeli olamaz. İslam dünyasının büyük alimlerinden Ayetullah Mekarim Şirazi'nin tabiri ile İslam tarihinin hiç bir aşamasında bugünkü kadar müslümanların vahdeti zaruret haline gelmemişti. Amerika, AB, siyonist İsrail ve bu şer odaklarına bağımlı olan ülkeler ve onların işbirlikçilere elele vererek İslam'ın dünyada gelişmesine mani olmaya ve İslam'ın başta Ortadoğu olmak üzere çeşitli bölgelerde hakimiyetini hezimete uğratmaya çalışıyor. Bu şartlarda ve dünyada yayılan İslamofobi projesine karşı ilam dünyasının siyasi ve dini büyük şahsiyetlerinden başka, bir çok müslüman insan da kendiliğinden İslam dinini ve rahmet peygamberini (sav) tanıtmaya çalışıyor.Bu çerçevede geçen yıl Britanya'da müslüman kadınlar, İslam peygamberinin (sav) güzel vecizeleri ile süslenen binlerce çiçeği insanların arasında dağıttı ve böylece Allah resulünün (sav) barış ve kardeşlik mesajını yaygınlaştırma yolunda atım attı.Bu kadınlar çiçekleri dağıtarak insanlara resulüllah efendimizin (sav) barış, sevgi ve kardeşlik mesajını iletmeye çalıştıklarını belirtti.Gerçekte düşmanlar İslam'ın parlayan güneşini karartmaya çalışmasına paralel olarak insanlar İslam'a daha derinlemesine bakmaya ve rahmet peygamberinin (sav) kişiliğini daha yakından incelemeye başladı. Yazar Riyad Maluf bu konuda şöyle diyor: Muhammed, ey Fatıma'nın babası, biz seni seviyor ve sayıyoruz. Senin inancın, adalet, birlik, hak ve hikmet inancıdır.Gerçi biz senin dinini izleyenlerden değiliz, ama kiliselerimizin çanları ezan sesi ile aynı şeyi söylüyor ve senin söylediğin gönül birlikteliğini, sevgi ve kardeşliğini haykırıyor.Bugün Hz. Muhammed'in (sav) tevhid ve vahdet peygamberi olduğunu bilmeyen hemen hemen yoktur. O hazret insanları tevhid bayrağı altında bir aray getirdi ve onca zorluğa katlanarak iyi tedbir ve ahlakı ile cahil Arap aşiretleri bir araya getirmeyi başardı ve sürekli savaş halinden barış haline ve kardeş olmaya yöneltti ve sonuçta İslamî vahdet ekseninde yeni bir medeniyetin ve yeni bir toplumun temelini attı. Aslında beşeri toplumlarda ihtilaflar her zaman var olmuştur, ancak bu ihtilaflar ciddi savaşlara ve sürtüşmelere yol açmaması gerekir.İnsanların arasında çıkar üzerinde anlaşmazlıkların kökleri tarihe, siyasete, iktisada ve kültüre dayanır, ancak vahdet ve birliktelik fıtrat ve vicdanla ilgili bir konudur ve insanların sosyal olmasından kaynaklanır.İşte bu yüzden İslamî vahdet, gönüllerin vahdetidir ve gerçekleşmesi maddi etkenlerden bağımsız olup tevhid ve maada olan imana dayanır.Fakat siyasi, etnik ve benzeri etkenlere dayanan vahdet ve birliktelik gerçek vahdet olamaz ve bu yüzden de kalıcı değildir.İslam peygamberinin (sav) adalete ve eşitliğe uyması, tabi ki İslamî vahdetin pekişmesinde çok etkili bir yöntemdi.İslam peygamberi (sav) İslam ümmeti arasında vahdetin temelini atmak amacıyla her türlü ırkçılığı, etnikçiliği ve haksız ayrımcılığı reddetti.Allah resulünün (sav) tevhide daveti ve eşitliği sağlaması, cahiliye döneminin tüm değerlerini ve zalimane ayrımcılığı yok etti ve insanların hangi ırktan ve soydan olursa olsun, İslam dinini benimsemelerine vesile oldu.Allah resulü (sav) bir köle olan Zeyd Bin Harise'yi İslam ordusunun komutanı yaptı.Siyah derili Bilal o hazretin özel müezzini oldu ve İran'dan gelen Salman Farsi o hazretin nezdinde önemli bir mevkiye kavuştu.Böylece İslam peygamberi her türlü ayrımcılık ve yanlış sosyal puana karşı çıktı ve yerine takva gibi önemli ve yüce değerleri kriter olarak belirledi.İslam alimleri Allah resulünün (sav) insanları cezbeden davranışı da ümmetin vahdetinde ve anlaşmazlıkların giderilmesinde önemli bir etken olduğunu vurguluyor.Biz de bütün Müslümanların vahdet haftasını bir kez daha kutluyoruz. İslam inkılabı rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamanei vahdet haftası ve Müslümanların vahdetinin zarureti hakkında şöyle diyor: Vahdet haftası, yani Müslümanların bir birine saygı duyduğu haftanın kıymetini bilin. Herkes vahdet için ve tüm güçlerin tek bir cephede yer alması için çalışsın.Bu durum, Müslümanların saadeti ve onurunun sırrı ve küresel istikbarla mücadelede milletlerin en büyük silahıdır, bunun kıymetini bilin.Allah selamı rahmet peygamberi, Muhammed-i Mustafa (sav) üzerine olsun. O hazret nifakları ve anlaşmazlıkları vahdete ve birlikteliğe dönüştürdü ve eski düşmanlıkları İslamî kardeşliğe çevirdi.
Kaynak :
 Anahtar kelimeler :