Hz. Muhammed`in (s.a.a) Bi`seti
Pazar , 03/22/2020 - 05:40
Hz. Resulullah'ın (s.a.a) yaşantısının en hassas dönemi, 40 yaşına girdiği ve Recep ayının 27. günü (M.610) peygamberliğe seçildiği gündür.
O zamandan itibaren üç yıl boyunca halkı gizlice İslam'a davet etti.[1] Hz. Resulullah'a ilk iman eden kimse Emirü'l-Müminin Hz. Ali (a.s) olmuştur.[2] Ondan sonra da Hz. Hatice iman etmiştir.
Bi'setin üçüncü yılında Resulullah (s.a.a), Allah tarafından halkı açıkça İslam'a davet etmekle görevlendirildi. Bu emir gereği önce kendi yakınlarını misafirliğe davet ederek onlara şöyle buyurdu:
“Allah-u Teala beni, sizi O'na davet etmeye emretmiştir. İçinizden kim beni tasdik edip bu işte bana yardımcı olursa, sizin aranızdaki kardeşim, vasim ve halifem olacaktır.”[3]
Taberi'nin yazdığına göre Ebu Talib oğlu Ali (a.s), Peygamber'e (s.a.a) yardımcı olacağını ilan eden tek şahıs idi. Peygamber (s.a.a) de oradakilere şöyle buyurdu:
“Bilin ki, bu şahıs, benim sizin aranızdaki kardeşim, vasim ve halifemdir; onun sözlerini dinleyin ve emirlerine itaat edin.”[4]
Resulullah (s.a.a) akrabalarını İslam'a davet ettikten sonra, halktan da putlara tapmayı bırakıp sadece Allah'a ibadet etmelerini istedi. Bu söz onlara çok ağır geldi; az bir grup hariç hepsi Hazrete düşman kesilmeye başladı. O kritik anda, Mekke'nin büyüğü ve Peygamber'in (s.a.a) amcası olan Ebu Talib, kardeşi oğlunun yardımına koştu ve onu yalnız bırakmayacağına dair yemin etti.[5] Gerçekten söylediğini yaptı. Ebu Talib, hayatta olduğu müddetçe Kureyş Hz. Peygamber'i (s.a.a) fazla incitemiyordu.
Kureyş büyükleri, Ebu Talib'in koruması altındaki Hz. Peygamber'i (s.a.a) tam baskı altına alamadıklarını görünce, yeni Müslüman olanlara eziyet ve işkence etmeye başladılar. Peygamber (s.a.a), Müslümanların Kureyş'in zulüm ve eziyetinden kurtulmaları için onlara Habeşistan'a hicret etmeleri için izin verdi.
Hicretin altıncı yılında, Mekke müşrikleri, Peygamber'i (s.a.a) öldürme kararı aldılar. Bu yüzden Muhammed'i (s.a.a) kendilerine teslim etmedikçe Ben-i Haşim'le muamele yapmayacaklarına ve onlardan evlenmeyeceklerine dair kendi aralarında bir antlaşma imzaladılar. Bu antlaşmayı bir deri sayfasına yazarak Kabe'nin duvarına astılar. Ben-i Haşim de canlarını korumak için Peygamber (s.a.a) ile “şi'b-i Ebu Talib” deresine sığındılar; üç yıl boyunca orada kaldılar. çç yıldan sonra Allah-u Teala Peygamberine, antlaşmayı “Allah” lafzı hariç karıncaların yediğini haber verdi. Ebu Talib bu haberi Küreyişlilere iletti ve onlara; “Eğer Muhammed'in söyledikleri doğru çıkarsa ne yapacaksınız?” diye sordu. Onlar da: “Artık bu anlaşmayı bozarız” dediler. Kureyşliler Kabe'ye gidip oraya astıkları antlaşmanın “Allah” lafzı hariç diğer bütün kelimelerinin karıncalar tarafından yenildiğini görünce kendi antlaşmalarından vazgeçtiler. Bi'setin onuncu yılında gerçekleşen bu olay neticesinde Mekke halkından birçok kimse İslam'ı kabul ettiler. Böylece Beni Haşim şi'b-i Ebu Talib kuşatmasından kurtuldular.[6]

[1] - Kemalu'd-Din, c.3,s.345.
[2] - İstiâb, c.3,s.1090-1095
[3] - Tarih-i Taberi, c.2,s.62.
[4] - Tarih-i Taberi, c.2,s.62.
[5] - el-Huccet-u Ala'z- Zahib, s.249.
[6] - Tarih-i Yakubi, c.1,s.350.
Kaynak :
 Anahtar kelimeler :